Işık Akupunktur Tanı ve Tedavi Merkezi - Kayseri
Dr. Hatice Keçeli
Akupunktur ile sigara bıraktırma
Akupunktur ile zayıflama
 
Akupunktur ile Zayıflama Tedavisi

 

Akupunktur ile Zayıflama Tedavisi*

Akupunktur ile zayıflama tedavisiObezite (şişmanlık) sadece obez kişiyi değil, çevresindekileri yani toplumu da etkileyen fizyolojik, organik, sistemik, hormonal, metabolik, estetik, psikolojik ve sosyal sorunlara yol açan bir hastalıktır.

Dünya genelinde hem gelişmiş ülkelerde hem de gelişmekte olan toplumlarda giderek artan oranlarda görülmektedir. Batı toplumunda erişkin insanların yarısının kilo fazlalığının olduğu ve özellikle kadınlarda daha yaygın olduğu bilinmektedir. Artan vücut yağ kitlesi, özellikle abdominal bölgede toplanan yağ dokusu, insülin direnci ve karbonhidrat metabolizması bozukluğunu ortaya çıkaran nedenler arasında birinci sırada yer almaktadır. Dislipidemi, safra kesesi taşları, arteryel hipertansiyon ve diabetes mellitus, obezitenin en önemli komplikasyonları olarak karşımıza çıkmaktadır.

Obezite yaşam boyu kontrol altında tutulmayı gerektirir. Sağlıklı beslenme ve egzersiz obezite tedavisinin en önemli elemanlarıdır.

Genetik ve çevresel etkenlerin biraraya gelerek ortaya çıkardığı kronik bir hastalık olarak kabul edilebilen obezitede eğitim önemli bir yer tutar. Eğitim; hastanın kendini kontrol edebilmeyi öğrenmesi, beslenme alışkanlıklarını değiştirmesi yani çevresel faktörlerin etkilerinin en aza indirilmesi için gereklidir.

Obezite, genel bir sağlık problemidir.

Günümüzde, obezite endokrin sistem ve metabolik açıdan patolojik ve tedavi edilmesi gereken bir durum olarak kabul edilmektedir. Obezite vücuttaki yağ miktarının normalden fazla olduğu durumdur. İdeal ağırlığın üzerinde olmak her zaman obez(şişman) olmak anlamına gelmez. Örneğin kasları çok gelişmiş bir atletin ağırlığın üzerinde olabilir, ama beden yağ dokusu normaldir.

İdeal ağırlığı ölçmede Vücut Kitle İndeksi (VKİ) doğruya en yakın olarak sunmaktadır.
VKİ= Ağırlık(kg) / Boyun karesi(metre kare) (kg/m2)dir.
Vücut kitle indeksinin 19 - 25 arasında olması normaldir. Vücut Kitle İndeks’ine göre düşük kilolu, normal kilolu, fazla kilolu ve obez olarak sıralama yapılabilir.
Düşük kilo:<18,5
Normal: 18,5 – 25
Fazla kilolu: 25 -29,9
Şişman: 30,0 – 39,9 (Kadın :>29) (Erkek: >30)
Aşırı Şişman: >40 (morbid obez)

Geniş kalçalı jinoid (armut tipi) ve dar kalçalı geniş gövdeli (andriod, elma tipi) obezite olarak da tanımlanabilmektedir. Bu durum, bel ve kalça çevresi ölçümlerinin oranlanması ile belirlenmektedir. Yol gösterici olarak tek başına bel çevresini ölçmek de yararlı olabilmektedir.

Bel çevresinin artması hastalık riskini artıracaktır.
Erkek > 94cm >102 cm
Kadın > 80cm > 88cm
Bel çevresindeki artış android tipe doğru kayışın göstergesidir. Bel / kalça oranı normalde < 0,70 olmalıdır. Kadın için 0,80’in üzeri abdominal obeziteyi (android, elma tipi) göstermektedir. Erkek için bu oran 0,95 ve daha üzeridir.

Obezitenin Nedeni ve Gelişimi

Akupunktur ile zayıflama tedavisiGenetik yatkınlık, egzersiz ve besin tüketimi sırasında harcanan enerjinin düşüklüğü, psikolojik etkenler, çevresel etkenler, hormonal ve metabolik defektlerdir.

Obezite, enerji dengesinin bozulması sonucu oluşmaktadır. Beslenme, egzersiz ve genler enerji dengesini oluştururlar. Enerji alımının, tüketiminden fazla olduğu koşullarda enerji dengesi bozulmaktadır.

Enerji alımı, iştah ve doyma duygusu hipotalamus tarafından kontrol edilmektedir. Hipotalamus, çeşitli hormon, faktör, madde ve nörotransmitterler ile etkilenmekte ve gıda alımı ya stimüle olmakta ya da inhibe edilmektedir. Gıda alımını arttıran peptidlerin bazıları, beta endorfin, galanin, somatostatin ve nöropeptid Y (NP - Y)'dir.

Hipotalamik merkezlerin, tümör, travma ve inflamatuvar lezyonlar ile etkilenmesi de, hiperfaji (aşırı yeme) ile enerji alımının artmasına yol açmaktadır. Çeşitli fizyolojik uyaranlar da hiperfaji ile enerji dengesinin bozulmasına neden olmaktadır.

Gıda ve içecek ile alınan enerji kaynaklarından en fazla enerji veren yağlardır. Yağların enerjisi 9 kcal / g'dir. Vücut ağırlığının her 10 kg fazlalığında 70.000 kcal fazla kalori depolanmaktadır. Eğer birey, günlük kalori alımını sürekli olarak 50 - 200 kcal arttırırsa, 4 -10 yıllık sürede 2 - 20 kg alabilmektedir.

Hiperfaji ve özellikle yüksek yağ içerikli gıda alımı ile obezitenin oluşması kaçınılmazdır. Aşırı yağlı gıdalarla beslenenler tokluk hissine kavuşmadan sürekli yeme arzusu içinde olmakta ve gereğinden fazla enerji almakta ve depolamaktadırlar. Enerji tüketimi, enerji dengesinin ikinci komponenti olan total tüketim 3 şekilde olmaktadır.

  1. Bazal metabolik hız
  2. Beslenmede olan termojenez
  3. Fiziksel aktivite

Hareketsiz erişkinlerde total enerji tüketiminin yaklaşık %60'ı bazal metabolik hız ile olmaktadır. Tüketimin %10'u termojenez ile, %30'u ise fiziksel aktivite ile sağlanmaktadır. Ağır bedensel aktivitesi olanlarda, total enerji tüketimi artmaktadır. Bu tüketimin %50'lik oranı egzersiz, fizik aktivite tüketimi şeklinde olmakta, beslenme termojenezi %10'larda kalmakta, bazal metabolik hız ise %40'larda olmaktadır.

Yaşla beraber fiziksel aktivitenin azalması ve hareketsiz yaşam veya spor yapanların iş değişikliği, sosyal etkiler ile bu alışkanlıklarını bırakmaları, sürekli evde oturma ve televizyon seyretme eğilimleri yanında düzensiz gıda alınması, öğün aralarında atıştırmalar, sık sık enerjiden zengin gıda ve içeceklerin tüketilmesi özellikle yağ içeriği zengin gıdalar ve alkol alınması gibi davranış değişiklikleri, sonunda obeziteye neden olmaktadır.

Fizyolojik olarak gebelikte doğum öncesi, 5-7 yaşlar ile ergenlik döneminde, ergen erişkinlikte ve menopozda kilo alma eğilimi olmaktadır. Psikolojik faktörler de obezitenin nedenlerindendir. Özellikle batı toplumlarında çok görülmektedir. Duygusal stres, depresyon ile obezitenin ilişkisi bilinmektedir. Çünkü bu hallerde davranış bozuklukları yeme alışkanlığını olumsuz yönde etkilemektedir.

Endokrin hastalıklardan hipotiroidizm, Cushing Sendromu, Tip 2 diabet, hipotalamik tümörler ve bazı ender genetik sendromlar da obezite nedenlerindendir.

Teropötik olarak kullanılan bazı ilaçlar da obeziteye neden olabilmektedir. Bunlar, trisiklik antidepresanlar, sulfonilüreler, steroid kontraseptifler, kortikosteroidler ve epilepside kullanılan valproat'dır.

Sigaranın bırakılması da gerek metabolik hızın azalması, gerekse fazla gıda alma eğilimi ile obeziteye neden olabilmektedir.

Bütün belirtilerin dışında şüphesiz obezitenin en önemli bir nedeni de ailevi yatkınlıktır. Obezitenin oluşumunda genetik yatkınlığın %25 - 70 dolayında olduğu tahmin edilmektedir. Kilo artışı pek çok komplikasyona neden olabilmektedir:

  • Tip 2 diabet
  • Kan basıncı artışı (özellikle abdominal obezitesi olanlarda kilo artışı ile orantılı seyreder)
  • İnme : Kan basıncı artışı ile ilişkilidir.
  • Hiperlipidemi ve düşük HDL kolesterol
  • Koroner kalp hastalığı : Lipidlerde artış ve hipertansiyonla ilişkilidir.
  • Özellikle kadınlarda safra taşı
  • Kanser : Postmenopozal meme, endometrium, over, safra kesesi ve kolon kanserleri, obezlerde daha sık görülür.
  • Nefes darlığı, solunum hastalıkları, uyku apnesi
  • Menstrüel bozukluklar ve hirsutizm (aşırı kıllanma)
  • Gebelik komplikasyonları
  • Kilo ile ilişkili artan sırt, eklem, ayak hastalıkları gibi kas-iskelet rahatsızlıkları
  • Stres
  • Psikolojik etkiler genellikle farkedilmez; sosyal izolasyon, kendine güvende azalma, depresif sikluslar, gece atıştırma ve azalmış iş becerisi
  • Erken emekliliğe neden olan beceriksizlik…

Kilolu ve obez kişilerde kilo vermek dramatik olarak fiziksel, metabolik, endokrinolojik ve psikolojik komplikasyonları düzeltmektedir.

Vücut ağırlığında 10 kg'lık bir azalmanın çeşitli yararlar sağladığı belirlenmiştir.

  • Fiziksel Komplikasyonlardaki Yarar : 5-10 kg'lık bir kilo kaybı, sırt ve eklem ağrılarını, akciğer fonksiyonlarındaki bozuklukları, nefes darlığını ve uyku apnesi sıklığını azaltır.
  • Hipertansiyonda Yarar : Birkaç haftalık çalışmalarda %1'lik kilo kaybının ortalama sistolik kan basıncını 1 mmHg, diastolik kan basıncını 2 mmHg azalttığı görülmüştür. Orta düzeyde bir besin kısıtlamasının da yararı olmakla birlikte, çok düşük kalorili beslenmelerde belirgin kan basıncı düşüklüğü olmaktadır. Bu alkol alımının azalması, tuz alımının azaltılması ve daha az satüre yağ içeren beslenmeyle alınan yağ asitlerindeki değişikliğe bağlıdır.
  • İnsülin duyarlılığı ve glukoz intoleransında yarar : İnsülin duyarlılığı ve glukoz intoleransı kilo verdikten sonra düzelmektedir. Diabetli hastalarda 18 kg'a kadar kilo kaybı kan şekerini normala döndürebilir. 3-8 kilo verilirse en fazla yarar açlık kan şekeri yüksek olanlarda görülür.
  • Kan lipidleri üzerinde yararlı etkileri : Orta düzeyde kilo kaybı sonucunda obezite ile ilişkili dislipidemi (yüksek trigliserid, yüksek kolesterol, düşük HDL) normale döner. Her 1 kg kayıpla LDL-kolesterol %1 azalır. Trigliserid ve HDL-kolesterol düzeyleri en fazla yüksek bel-kalça oranı olanlarda düzelmektedir.
  • Kan pıhtılaşma indeksleri üzerine yararlı etkileri : Aşırı kilolularda hemostaz ve fibrinolitik indekslerdeki değişiklikler kardiyovasküler risklerin ortaya çıkmasına neden olur. Faktör VII ve X düzeyleri direkt olarak VKİ ile alakalıdır ve trombüs ile myokard infarktüsüne eğilim yaratır. Kilo kaybı eritrosit agregasyonunu ve fibrinolitik kapasiteyi düzeltir.
  • Over fonksiyonları üzerine yararlı etkileri : Hirsutizm ve polikistik over sendromlu obez kadınlarda %5'in üzerinde kilo kaybı olduğunda insülin duyarlılığı ve over fonksiyonlarında bir düzelme ortaya çıkar. Bazı amenoreli kadınlarda ise kilo verdikten sonra menstrüel fonksiyonlar normale döner.

Yeterli ve dengeli beslenerek sağlıklı bir yaşam sürdürmek için;

  • Nişastalı ve posalı yiyecekler tüketilmelidir.
  • Total yağ tüketimi günlük enerji gereksiniminin %30'u civarında olmalıdır. Doymamış yağlar kullanılmalıdır.
  • Şeker ve şeker içeren yiyecek tüketimi azaltılmalıdır.
  • Tuz ve tuzlu yiyecek tüketimi azaltılmalıdır.
  • Alkollü içki tüketilmemeli veya tüketimi sınırlandırılmalıdır.
  • Kalori alınımı obeziteyi önleyecek düzeyde azaltılmalıdır.
  • Fiziksel aktivite düzeyi arttırılmalıdır.
  • Uzun süren açlıklardan kaçınılmalı, azar azar ve sık sık beslenme alışkanlığı sağlanmalıdır.
  • Posadan zengin nişastalı yiyecekler tüketilmelidir.
  • Beslenmede posalı yiyeceklere yer verilmeli, çiğ sebze, meyve, kurubaklagiller ve kepekli tahıl ürünleri arttırılmalıdır.
  • Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, çavdar ekmeği, yulaf ekmeği gibi posası yüksek ekmek türleri kullanılmalıdır.
  • Kuru fasulye, nohut mercimek gibi kurubaklagillere öğünlerde sıklıkla yer verilmelidir.
  • Sebze ve meyve tüketimi arttırılmalı, vitamin, mineral ve posa gereksinimi göz önüne alınarak sebze ve meyve sıklıkla tüketilmelidir
  • Her öğünde bir porsiyon pişmiş ve bir porsiyon çiğ sebze (salata) olacak şekilde iki porsiyon sebze yenilmelidir.
  • Meyve suyu ve meyve salatası yerine taze meyveler tercih edilmelidir.
  • Hazır çorbalar yerine evde yapılan çorbalar (mercimek çorbası gibi) yenilmelidir.
  • Yağ tüketimi azaltılmalıdır. Çoğu kişi yağsız et, balık, düşük yağlı süt ürünleri gibi doymuş yağ ve / veya kolesterol içeriği düşük besinlerle beslenmek suretiyle kan kolesterol düzeylerini arzu edilen değerler içinde tutabilir.

Doğru bir beslenme için;

  • Doymuş yağlar yerine doymamış yağlar tüketilmelidir.
  • Mümkün olduğunca yağsız et alınmalı, eğer varsa etin görünen yağları çıkartılmalıdır.
  • Tereyağ ve margarin gibi doymuş yağların yerine doymamış yağlar ve bitkisel margarinler kullanılmalıdır.
  • Yemeklere konulan yağ yemeğe doğrudan eklenmeli ve kızartmalardan kaçınılmalıdır.
  • Börek, makarna, pilav gibi yiyecekler hazırlanırken katı yağ yerine bitkisel margarinler kullanılmalıdır.
  • Balık ve tavuk eti (derisiz) , kırmızı ete kıyasla daha sık yenilmelidir.
  • Tam yağlı süt ve yoğurt yerine yarım yağlı süt ve yoğurt yenilmelidir.
  • Tam yağlı peynir yerine yarım yağlı peynir tercih edilmelidir.
  • Mümkün olduğunca ev yemeği yenilmeli, hazır gıda tüketimi ve ev dışında yemek yeme sıklığı azaltılmalıdır.
  • Cips gibi yağda kızarmış yiyeceklerden kaçınılmalı, haşlanmış veya fırınlanmış patates tercih edilmelidir.
  • Sosis, salam, sucuk gibi yağlı et ürünleri yerine aynı ürünlerin yağı azaltılmış çeşitleri ile yağsız et, tavuk, balık eti tercih edilmelidir.
  • Kaymak, krema tüketiminden kaçınılmalı, krema yerine süt tozu kullanımı tercih edilmelidir.
  • Süt tozu yarım yağlı veya yağsız süt tozu olarak kullanılmalıdır.
  • Salatalara hazır soslar ilave edilmemelidir. Arzu edilen lezzet değişikliği limon, sirke, baharat ve düşük yağlı mayonez ile de sağlanabilir.
  • Şeker ve şekerli yiyecek tüketimi azaltılmalıdır.
  • Enerji değeri yüksek olan şeker, şekerleme, çikolata, tatlı, pasta, kek, bisküvi gibi yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Şeker ve şekerli yiyecekler yerine taze meyve tüketilmelidir.
  • Hazır meyve suları, konsantre meyve suları yerine taze meyve ve taze meyve suyu tüketilmelidir.
  • İçecek olarak su veya şekersiz içecekler tercih edilmeli, günde 8-10 bardak su içilmelidir.
  • Öğün aralarında şekerli ve yağlı yiyecekleri atıştırmak yerine taze meyve ve sebze yenilmelidir.
  • Şeker yerine yapay tatlandırıcılar kullanılabilir ancak tatlandırıcı kullanımı fazla miktarda ise (günde 8-10 adetten çok) enerji değeri olmayan yapay tatlandırıcılar tercih edilmelidir.
  • Tuz ve tuzlu yiyecek tüketimi azaltılmalıdır.
  • Yemekler pişirilirken kullanılan tuz miktarı azaltılmalıdır.
  • Yemeğin ve salatanın tadına bakmadan tuz ilavesi yapmaktan kaçınılmalıdır.
  • Aşırı baharatlanmış ve tuzlanmış yiyecekler sınırlandırılmalı (zeytin, turşu, pastırma, konserve, salamura yiyecekler, hazır et suları)
  • Günlük tuz tüketimi 6 gr'ı geçmemelidir.1tatlı kaşığı tuz (5 gr) yaklaşık 2300 mg Na içermektedir, yiyeceklerle de alınan Na düşünüldüğünde sofra tuzu (NaCl) tüketiminin sınırlandırılması gerekmektedir. Günlük önerilen Na miktarı <2400mg'dır (<6gr NaCl)
  • Tuz sınırlandırılması yanında yiyecekler baharat ilavesi ile tatlandırılabilir.
  • Alkol tüketimi sınırlandırılmalıdır. Alkol içilmemeli , içiliyorsa sınırlandırılmalıdır.
  • İçerdiği yüksek enerji değeri (1 gr alkol 7 kcal) ve alkolle birlikte yenilen yiyeceklerin genellikle yüksek yağlı yiyeceklerden oluşması nedeni ile alkol, aşırı kalori alımı sonucu vücut ağırlığının yanısıra hipertrigliseridemi etkenidir.
  • Ilımlı tüketimin tanımı kadınlar için günde bir alkollü içki, erkekler için ise iki ölçü alkollü içkidir.Bir ölçü alkol 360-400 ml bira, 160 ml şarap olarak tanımlanmalıdır ve her biri 12 gr alkol içerir.
  • Alkol alımı ile birlikte yiyecek tüketimi kısıtlanmalıdır. Günlük enerji alkolden gelen miktarı hesaplamak istendiğinde 1 ölçü alkol 2 yağ değişimi olarak değerlendirilmelidir.
  • Öğünlerin düzenli ve zamanında yenmeli, lokmalar küçültülmeli ve çok çiğnenmeli, öğünlerde yenen yemeklerin miktarına dikkat etmeli, bu uygulanacak yeni durum diyet, rejim gibi sözcüklerle tanımlamamalı, kimseye rejimdeyim, diyet yapıyorum gibi açıklamalarda bulunmamalıdır, bu durumun 3- 5 ay değil ömür boyu süreceği akıldan çıkarılmamalıdır.

Akupunkturun Obezite (şişmanlık) Tedavisinde Etkisi

Akupunktur; üç bin yıldan beri insan sağlığı için uygulanan ve son yıllarda Batı’da yapılan araştırmalar sonucunda gittikçe yaygınlaşan bilimsel bir tedavi yöntemidir. Akupunktur iğne, laser vb. uyaranlarının vücut üzerinde tanımlanmış akupunktur noktalarına uygulanması ile beyinde yer alan limbik sistemini düzenleyip, otonom sinir sisteminin sin… ve parasimpatetik bölümleri arasındaki ilişkiyi kurarak organizmanın sağlığına kavuşmasını sağlar.

Akupunkturun zayıflama konusunda hastaya katkıları göz ardı edilemeyecek bir önem taşır. Akupunktur, her şeyden önce sindirim sisteminizin daha düzenli çalışmasını sağlar örneğin kabızlık problemini, midedeki ekşime yanmayı veya hazımsızlığı giderir.

Akupunktur, yaşamda var olan ve zayıflama sürecindeki gibi ciddi bir davranış değişikliği sırasında oluşacak olan stresi giderir, insanın kendini her zaman olduğundan daha sakin ve rahat hissetmesini sağlar. Bu da bazı davranışların yeniden gözden geçirilip değiştirilmesi için imkan verir. Akupunktur, zayıflama sürecinde doğal olarak alınan gıda miktarı düşeceğinden beklenen açlık duygusu, mide kazıntısı ve halsizlik şikayetlerini giderir.

Akupunktur, sıkça rastlanılan hekim kontrolü dışında yapılan sıkı diyetlerle kilo alıp vermeler sonucunda veya bir başka nedenle yavaşlayan metabolizmanın hızlanmasını sağlar.

Akupunktur bu problemleri giderirken hastanın yapacağı; haftada bir sefer akupunktur tedavisine düzenli gitmek ve hekiminin önerilerine uyarak sağlıklı bir şekilde zayıflarken beslenme ile ilgili yanlış davranışlarını kalıcı bir şekilde değiştirerek yaşam boyu sürecek doğru alışkanlıkları edinmekten başka bir şey olmayacaktır. Başka bir değişle yaşamını daha kaliteli kılmak olacaktır.

* "Akupunktur ile Zayıflama Tedavisi" başlıklı makalenin tüm hakları yazarı Prof. Dr. Kaya ÖZKUŞ'a aittir ve makale, yazarı tarafından TavsiyeEdiyorum.com (http://www.tavsiyeediyorum.com) kütüphanesinde yayınlanmıştır.

 

Tedavi Alanları

1. İskelet - kas sistemi, romatizmal hastalıklar
2. Nörolojik hastalıklar
3. Kulak - burun boğaz hastalıkları
4. Solunum sistemi hastalıkları
5. Gastro-intestinal hastalıklar
6. Kalp ve dolaşım sistemi hastalıkları
7. Ürogenital hastalıklar
8. Endokrinolojik hastalıklar
9. Cilt hastalıkları
10. Psikiyatrik hastalıklar
11. Bağışıklık sisteminin kuvvetlendirilmesi
12. Anti-aging
14. Göz hastalıkları
15. Estetik akupunktur


Vücuttaki akupunktur noktaları
Vücuttaki akupunktur noktaları